Adsız Düzenleyici İşlemler (Genelge, tebliğ, sirküler, yönerge vb.)

Güncelleme tarihi: 9 Tem 2021

Adsız düzenleyici işlemler benim için, uygulamadaki önemini, İdarenin düzenleyici işlemler yaparken, bu düzenleyici işlemlere idarenin de uyması gerektiği sonucuna ulaştığımda kazanmıştır. Yani idare kendi çıkardığı uygulamaya yönelik kurallara aykırı davrandığında, bu durumdan dolayı sorumlu olur.

Türk idare hukukunda “adsız düzenleyici işlemler”, idare tarafından çeşitli adlarla çıkarılan ve maddi açıdan kural koyucu nitelikte olduğu kabul edilen bir işlemleri ifade eder. “Adsız düzenleyici işlemler” olarak sınıflandırılan bu işlemler, idare tarafından belirlenen, “karar”, “tebliğ”, “sirküler”, “statü”, “esaslar”, “genel emir”, “genelge”, “genel tebliğ”, “ilan”, “duyuru”, “plan”, “tarife”, “ilke kararı”, “yönerge”, “iç düzen kararı”, “belirlemeler” gibi çeşitli isimlerle karşımıza çıkar.


Hukuk devletinin kurucu ilkesi, hukuki öngörülebilirliktir. Devletin kendi koyduğu hukuk kuralları ile bağlı ve sınırlı olmasının, devlet iktidarı ve bireyler açısından anlamı, önceden bilinebilir ve nesnelleşmiş bir hukuk kurallarının varlığıdır ve hukuk devletine ilişkin tüm diğer unsurlar, ancak bu koşulun varlığı halinde yaşama geçirilebilir. İşte “adsız düzenleyici işlemler” de bu kurallar bütününe dahildir.


Adsız düzenleyici işlemler, hukuki kurallar bütünündeki hiyerarşide, kanun, tüzük ve yönetmeliklerden sonra gelen düzenlemelerdir. Her ne kadar, 2017 yılında yapılan Anayasa değişiklikleri ile tüzük yapma yetkisi ve tüzükler Anayasadan çıkarılmış ise de, halen mevzuatta uygulanmaya devam eden tüzükler (Tapu Sicili Tüzüğü, Türk Bayrağı Tüzüğü gibi) mevcuttur. İşte bu nedenle adsız düzenleyici işlemler, bu tüzüklerden sonra gelen düzenlemelerdir.


Kanunlarla her şeyin düzenlemesi olanaksızdır. İdarenin görevlerini yerine getirebilmesi için, genel bir düzenleme yetkisi olduğu kabul edilir. İdare, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere kanunun sınırları içinde kalmak ve kanuna uygun olmak şartıyla ayrıntıları düzenlemek üzere kural koyucu işlemler çıkarabilir.


Adsız düzenleyici işlemlerin kanun sınırları içinde kalması demek, kanuna aykırı düzenleme içermemesi, kanunun kapsamını genişletmemesi veya kapsamını daraltmaması anlamına gelir.


Değişik makamlardan çıkmış olan adsız düzenleyici işlemler, bu makamlar arasında hiyerarşi varsa, isimlerine bakılmaksızın, bu hiyerarşiye tabi olurlar. Eğer bu makamlar arasında hiyerarşi mevcut değilse ve düzenlemeler arasında çelişki varsa, bu durumda çelişkiyi çözümlemek için yetki kuralları devreye girer. Düzenleme konusu hangi makamın yetkisi dahilinde ise o makamın düzenleyici işlemine öncelik tanımak gerekir. Aynı makamdan çıkan düzenleyici işlemler arasında ise yeni tarihli olan işleme öncelik vermek gerekir. Yani sonra çıkan düzenleme uygulama alanı bulur. Aynı şekilde özel bir düzenleme, genel bir düzenlemeye daha üstün tutulur.


Aslında adsız düzenleyici işlemler için uygulayıcı kurallar demek mümkündür. Bireylere idari işlemlerin uygulanması sırasında, Anayasaya, kanuna, tüzüklere, yönetmeliklere, hatta 2017 değişiklikleri ile hukuk dünyasında yerini alan Cumhurbaşkanlığı Kararlarına aykırı işlemlerin olması halinde, idari işlemlerin iptal davası açılabileceği gibi, idarenin uygulamak üzere kendisinin koyduğu adsız düzenleyici işlemlere uygun davranmadığı takdirde de bu sebeple idari işlemin iptali davası açılabilir.


Okuyanlara yararlı olsun umarım…


#adsızdüzenleyiciişlemler #idarehukuku #idariyargı #genelge #tebliğ #yönerge #sirküler


Av.Aslıhan Gürbüz Sevim

Mart 2021


Yararlanılan Kaynaklar

Fatma Didem Sevgili Gençay, Adsız Düzenleyici İşlemlerin Normlar Hiyerarşisindeki Yeri, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2014

Yeliz Şanlı Atay, Türk İdare Hukukunda Adsız Düzenleyici İşlemler, Ankara Üniversitesi, Kamu Hukuku Ana Bilim Dalı, Doktora Tezi, 2011


© Bu sitedeki yazılar, yazar adı ve site kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

329 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör