Milletlerarası Hukukta Delil Temini

Güncelleme tarihi: 30 Mar

Önümüze gelen bir dosyada, yabancı ülkeden elde edilecek delillerin getirtilmesi hususunda, uygulamada yaşadığımız sorunlar, konu hakkında araştırma yapmamıza sebep oldu. Konu hakkında doğrudan hüküm bulunmaması da tereddütlere ve yargı yerlerince farklı işlemlerin yapılmasına neden olduğundan, bu durumla ilgili incelediğimiz hususları paylaşma gereği duyduk.


Esasen devletlerin kendi ülkelerinde bulunan kişiler ve durumlar üzerinde yargı yetkisi bulunmaktadır. Devletin ülkesi üzerindeki yetkisi, her türlü yasama, yürütme ve yargı işlemini içine alır. Devlet bu yetkilerini ülkesi üzerinde yaşayan herkes ve her şey üzerinde kullanma egemenliğine sahiptir. Bu cümlenin tersinden hareketle, her bir devletin ülkesi üzerinde tek başına yetkili olmasının bir sonucu olarak, aksini sağlayacak bir husus da yoksa, hiç bir devlet yetkilerini kendi ülkesi dışında kullanamaz.


Devletlerin yargılama hakkı devletler hukukunca belirlenmiş, devletin egemenliğine dayanan bir yetki olarak karşımıza çıkar. Devletler hukuku, her devlete, sahip oldukları yargı yetkisini hangi durumlarda kullanacaklarını belirleme konusunda geniş bir serbesti tanımaktadır. Diğer bir anlatımla, devlet, kendi ülkesi sınırları içinde kural koyma yetkisine sahiptir, ülkesinde yaşayan kişileri bu kurallara uymaya zorlayabilir ve uymayanlar hakkında yaptırım uygulayabilir.


Bu konunun diğer komplike tarafı ise; devletin vatandaşlık bağı nedeniyle diğer devletlerde bulunan ya da yaşayan vatandaşları üzerinde yetkisinin bulunması, aynı zamanda kişi başka devletin sınırları içerisinde olduğundan, o devletin de kişi üzerinde yargılama yetkisinin bulunmasıdır. Bazen kişilerin üzerinde iki ayrı devletin yargı yetkisi doğabilmektedir.


Yargı yetkisinin sınırları yine devletler hukuku tarafından belirlenmekte olup, devletler hukukunca belirlenmiş bu sınırlara her bir devletin uyması zorunludur. Bu anlamda, yargı hakkı, yabancı ülkelerdeki delillerin elde edilmesi bakımından önem taşımaktadır. Bu yazıda, daha çok özel hukuk kapsamında, yabancı ülkelerdeki delillerin elde edilmesinden bahsedeceğiz.


Yabancı ülkelerde bulunanlara tebligat yapılması, yabancı ülkelerde bulunan delillerin temin edilmesi veya yabancı ülke hukuku hakkında bilgi edinilmesi gerektiğinde, yabancı makamların yardımına başvurulur.


Mahkemeler, genellikle Adalet Bakanlığının 16.11.2011 tarihli 63/2 ve 63/3 sayılı Genelgeler kapsamında çıkarılan ve yine her yıl Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan “Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usul ve Esaslara Dair Tebliğ” hükümleri gereğince tebligat ve istinabe taleplerini gerçekleştirmektedir. Fakat bu tebliğ içerisinde bulunmayan deliller bakımından ne yapılacağı hususunda iç hukukta doğrudan bir düzenleme bulunmamaktadır.


Milletlerarası adli yardımlaşmanın kaynakları ikili anlaşma veya çok taraflı sözleşmeler ile uluslararası adli yardımlaşma kurallarıdır.


Genellikle milletlerarası usul hukukunda adli yardımlaşma, mahkemenin görmekte olduğu bir davada hüküm vermesi için fiilî ve hukuki engeller nedeniyle yapamayacağı tarafların veya tanıkların dinlenilmesi, bilirkişi incelemesi, keşif yapılması, adres tespitinin yapılması, belge ve bilgilerin istenmesi, kan alınması, DNA testinin yapılması, sağlık raporunun alınması, nüfus kayıt örneğinin istenmesi, ekonomik ve sosyal durumun araştırılması gibi usul işlemlerinin Devletler arasında karşılıklı olarak yerine getirilmesidir.


Türkiye’nin de adli yardım taleplerinin yerine getirilmesi için, devletlerle imzaladığı iki taraflı adli yardımlaşma anlaşmaları bulunmaktadır.


Türkiye aynı zamanda, bu konuda en önemli uluslararası kaynakları oluşturan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Sözleşmesi ile 1970 tarihli Hukukî veya Ticarî Konularda Yabancı Ülkelerde Delil Sağlanması Hakkında Sözleşme’ye taraf olmuştur.


Kural olarak, yabancı devletlerden adli yardım talep edilmesi halinde öncelikle o devlet ile Türkiye arasında ikili anlaşma veya çok taraflı sözleşme olup olmadığına bakılacaktır. Eğer bir anlaşma veya sözleşme varsa, adli yardımlaşma söz konusu anlaşma veya sözleşme hükümlerine göre yerine getirilir. Adli yardımlaşma yapılacak devlet ile Türkiye arasında bu konuda bir anlaşma veya sözleşme yoksa, karşılıklılık esasları çerçevesinde uluslararası adli yardımlaşma kurallarına göre yerine getirilir.


Bu durumda, yabancı devlet yetkili makamlarına gönderilecek adli yardımlaşma talebine esas olmak üzere, yapılması istenen işlemlerin belirtildiği, ilgili adli makamın imza ve mührünü taşıyan bir istinabe talep yazısı düzenlenecektir. Söz konusu talep yazısında, ayrıca davacı ve davalı ile dinlenecek tanıkların isim ve adresleri, kısaca davanın konusu, tanıklara sorulacak sorular ile adli yardımlaşmaya konu diğer hususlar maddeler halinde belirtilecektir. Talep yazısı ile eklenecek evrakın Türkçe aslı veya onaylı örneklerinin, gönderilecek yabancı devletin dilinde yapılmış tercümeleri ile birlikte ikişer takım halinde hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilmesi gerekmektedir.


Genel kural bu olmakla birlikte, adli yardımlaşma prosedürü işletilmeden doğrudan doğruya yurt dışındaki resmi ya da özel kurumlardan ve kişilerden bilgi ve belge talebinde bulunulduğu da görülmektedir. Özellikle, Kara Avrupası’ndaki devletler bu durumu kendi egemenliklerine ihlal olarak görmekte iken, örneğin Amerika’da bir çok federe devletin olması nedeniyle, farklı uygulamalar görülebilmekte ve bu tür bir doğrudan talep, bu devletlerde egemenlik alanının ihlali olarak algılanmamaktadır.


Dolayısıyla bir davada delilin temin edileceği devletin, adli yardımlaşma prosedürünü işletmeden, doğrudan yapılan isteği görmezden gelerek, isteğin yerine getirilmesine üstü kapalı olarak izin verdiği durumlara rastlanmaktadır. Çünkü bir taraftan da bu prosedür, daha zahmetli, daha çok zaman alan bir duruma yol açmaktadır. Hatta bazen delil talebinden, söz konusu devletin resmi kurumlarının haberi dahi olmamaktadır. Bu nedenle her bir davada, mahkemenin tutumu, delilin türü (DNA testi, tanık dinlenmesi, keşif yapılması gibi prosedüre uyması gereken işlemler dışında bilgi ve belge istenmesi halinde) gibi hususlar sebebiyle, farklı uygulamaların yapıldığını görmekteyiz.


Faydası olması dileğiyle...


Av.Aslıhan Gürbüz Sevim- Av. Hasan Emre Çavuşoğlu

Mart 2022


#usulhukuku #adliyardımlaşma #istinabe #medenihukuk #delil #uluslararasıhukuk #milletlerarası


Yararlanılan Kaynaklar

İnci Ataman-Figanmeşe, Milletlerarası Usul Hukukunda Delillerin Temini, İstanbul, 2005

Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü, Hukuki İstinabe Hakkında Genel Bilgiler

Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 16.11.2011 tarihli, 63/2 sayılı "Hukuki Konularda İstinabe Taleplerine Uygulanacak Esaslar" konulu Genelgesi

Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 16.11.2011 tarihli, 63/3 sayılı "Hukuki Alanda Uluslararası Adli Tebligat İşlemleri" konulu Genelgesi

17.12.2021 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan "Yurt Dışı Tebligat ve İstinabe Taleplerinde Uyulması Gereken Usul ve Esaslara Dair Tebliğ"



©️Bu sitedeki yazılar, site ve yazar adı belirtilmeden kullanılamaz.


16 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör